Köhne bir apartmanın giriş katının kapısı açılır. Karanlığa hapsolmuş
boğucu bir rutubet hissedilir. Orda burda çöpler, Boyası dökülmüş
duvarlar.. Karanlıkta iki parlak ışık görünür. İkisi de otuzlu
yaşlarındaki İki adamdan biri merakla ne olduğunu anlamaya çalışır.
-"Hay allah kediymiş. Işık yok mu ?" Düğmeye defalarca basar
-"Korktun mu? Bozuk o " der diğeri gülümseyerek
-"Ben sen miyim denyo? der biraz bozularak " Ne zamandır burda yaşıyosun?"
-"İşten ayrıldığımdan beri"
-"Kovulduğundan beri"
-"Aynı şey"
-"Kendini kovdurduğundan beri mi demeliydim yoksa..."
İçeri girerler misafir kapıyı kapamaya çalışır her seferinde inatla geri gelir gıcırdayarak kapı.
-"Çekil" der daha uzunca ve kirli sakallı olanı ona. Hızla ve sert bir hareketle iter kapıyı.
-"Kapın da sen kadar var hani" elleri ceplerinde sehpadaki bir kitaba
göz atarken, imalı, umursamaz bir küstahlıkla söylemiştir bunu.
-"Ne bakımdan"
-"Keçilik"
Giriş koridorundakinden daha yoğundur rutubet içeride.Yer yer kabarmış
boyaların aralarından görünen küf ve yer yer çiğ kıvamındaki su
damlaları kirişte parlamaktadır.
-"Aslında fena değil burası. En azından yanlız değilsin."
-"Hı?" sigarasının dumanını verirken öyle derinden öksürür ki zaten fazla eşyası olmayan evde yankılanır sesi ev sahibinin.
-"Hı yaa! Nerden baksan milyonlarca organizma yaşıyodur burda"
-"Ne istiyosun "
-"Çok naziksin. Ha bak! Hanifeyi de aradım. Biliyo mu burayı?" koltuktaki yemek kırıntılarını eliyle temizler ve oturur
-"İyi bok yedin. Sen yokken kafamı kim ütülüyor sandın?" İkisi de güler.
-"Fena mı lan! Eski günlerdeki gibi bir arada olcaz."
-"Ne istiyosun?"
Kapı çalar, misafir kapıyı açmaya kalkar. Evsahibi bezgin halde kanepeye uzanır.
-" Bıraktığımda da bu haldeydin. Eşyalar bile hareket etmek istiyor ya!
Aman zahmet edip kalkma Ahmet bey" der kadın sitemle. Ahmet hiçbir
tepki vermez. Hanife elindeki poşetle mutfağa gider.
-"Ne istiyosun" der gözleri tavana bakar halde Ahmet.
-"Tamam. Kısa kesiyorum... Bir iş kuruyorum "
-"Eee?"
-"E' si sen de boştasın"
-"Çalışıyorum"
-"Nerde"
-"Hamdinin yanına takılıyorum arada"
-"Ne kadar kazanıyorsun?"
-"Yaşamama yetiyor "
-"Buna yaşamak denirse tabi. Eminim yetiyordur." der misafir kibirle
-"Beraber çalışmayı teklif ediyorum"
-"Selim!...der biraz durakladıktan sonra "s---git! "der ve gözlerini kapatır.
Selim derin bir nefes alır ama sanki yetmemiş gibi ikinci bir nefes daha alır derinden ...
-"Ne bok yersen ye" der ve sakin sakin kapıya yönelir.Tüm sakinliğine
rağmen öyle sert kapamıştır ki kapıyı köhne bina adeta hafiften
sallanmıştır.
Mutfağın kapısında görünen Hanife herşeyi anlamış ukala bir ses tonuyla:
-"Gitti mi?"
-"Bence sen de git"
-"Söyliceklerimi söyleyip gidiyorum merak etme"
-"Söyle"
-"Ne yapıyorsun kendine böyle. Kafandaki küstah sadiste izin
verdiğinden beri sen dahil herkes senden nefret ediyor. İstersen
durdurursun tabi. Ama yapmazsın, yapmazsın çünkü işine öyle geliyor.
Yoksa bu dakikadan sonra bu şekilde yaşamanın anlamsızlığının sen de
farkındasın. Ruhundaki küçük azınlığa teslim etmişsin herşeyini. Bok
kafalı sado-mazohistin tekisin!"
- "Bitti mi?"
-"Bitti! "
-"Kapı orda "
-"Bok herif!" der ve kapıyı açmaya yeltenir ancak ikinci denemede
açılır gıcırtıyla. Hızla çıkar gider kadın. Kapanan kapı yavaşça açılır.
Adam kapıya bakar bir süre. Oturduğu yerden yavaşça kalkar ağır aksak
adımlarla kapıyı kapatmaya gider. O esnada yukarı çıkan apartman
sakinleri görünür gürültülü bir şekilde koridorda. İlk defa
görüyorlarmış gibi Ahmet'e bakarlar merakla. Hızla kapar kapıyı, aynı
adımlarla geri döner. Kanepeye uzanır, sağ eli sağ yanağının altında,
dizlerini karnına çeker. Sehpanın üzerinde gelişigüzel katlanmış
gazeteye ilişir gözü. "Beyazeşyada Bahar Kampanyası" reklamına bakar,
kah Selim' i kah Hanifeyi kah karanlıktaki iki parlak gözü ve dahasını
düşünürken. Gözleri kapanmak üzre ağırlaşır, herşey silinmek üzeredir ve
herşey daha kolaydır artık...
3 hafta önce
Karekterin o kadar yabancı ki bana,çok karanlık gelmişlerdi ilk okuduğumda blogcu da,senin yeteneğinde bu,zor olanı anlatabiliyorsun
YanıtlaSil