Bir varmış bir yokmuş birisi zamanın birinde, bir çizgi film izlemiş
ama gel gör ki adını unutmuş.Ama fantastik bilimkurgu tadındaki bu çizgi
filmden çok etkilenmiş.Günlerden bir gün bloglardan birinde okuduğu bir
yazı neticesinde tekrar aklına gelmiş bu çizgi film.
//böyle başlanmaz tekrar deniyorum büyüdük biz ve masal sona erdi.
Şöyle başlıyorum yazıya:
Günlerden birgün yine o boğucu can sıkıntılarını hafifletmek
adına dolaşıyordu yazılarda. Birden hatırlayıverdi aklında kelebekler
uçurtan o filmi bir blog başlığını gördüğü anda.
//bööööğğğğğğ! ıhh! olmadı bidaha...
Bugün bi blogda gördüm de aklıma geliverdi birden. Blog mu?
"Yeraltı İnsanları" .Bir heyecanla girdim başladım okumaya.Genel anlamda
fena değildi yazı ama gel gör ki aradığımı buldum mu? Bulamadım. Ne mi
arıyordum; Bir zaman önce izlediğim bilim kurgu tadındaki çizgi filmin
konusuna benzer bir konu. Ve yine hafızamın oyununa gelip en gerekli
şeyi, yani filmin adını unutmuştum. Oysa konu aklımdaydı genel
hatlarıyla.
//Bu oldu gibi sanki..
Gelelim filmde anlatılanlara...
Bir yeraltı dünyası ve bir de yerüstü dünyası var. Dünyadan kastım
topluluk tabi ki.İşte yeraltındakiler (siyah adam) ne kadar çirkin (kime
göre neye göre), kıllı, iri-yarı, kaba, güçlü ve beyinleri fazla
gelişmemişse, yerüstündekiler de o kadar güzel, beyaz tenli, mavi
gözlü, zarif ve beyinleri gelişmişti (eminim bu hikaye size de tanıdık
geldi). yerüstü(beyaz adam) insanlarında acaip bir beyinsel güç vardı.
Buna karşın fiziksel olarak zarafetleriyle yetinmek zorundaydılar.İşte
bu fiziki güçsüzlük nedeniyle yeraltı insanlarından korkmaktadırlar.
Yerüstü insanları çalışmıyorlardı. Nasıl mı karşılıyorlardı
ihtiyaçlarını? Yeraltı insanlarının periyodik aralıklarla yeryüzüne
bıraktıkları besin vs maddeleriyle. Şimdi hemen yeraltı insanına
acıyasımız gelir ya acele etmeyelim.
Zamanın birinde bu iki topluluğun birbirleriyle yaptıkları anlaşmaya
göre belirli periyotlarla yeraltı insanları yeryüzüne yiyecek vs
çıkaracak, karşılığında ise yeryüzü insanlarından bir adedini kurban
olarak alacaklardır. Ancak bu şartlarda beyaz insana saldırmayacak ve
barış sağlanacaktı. Pis kaka şeyler !! Hemen yapıştırdık yaftayı di mi?
İşin aslı öyle değil tabi. Nasıl mı? Şöyle; Şimdi demiştik ya beyaz
adamların acaip bir beyin gücü var. İşte bu siyah adam, yiyecek
karşılığında takas ettiği kurban beyaz adamların beyin güçlerini,
geliştirdikleribir sistemde enerji üretmede kullanıyorlar.Enerjiyle de
yaşamlarını devam ettirmek için gereken besinler için gerekli
enerjiyi(ısı ve ışık sanırım) sağlıyorlar.Ve fiziksel olarakta
çalışıyorlar tabi.E noldu şimdi... beyaz insan yukarda bolluk refah ve
ferah içinde hiç çalışmadan yaşarken pis işleri yeraltındakilere
yaptırırken iyiydi. bedelini ödemeye gelince mi kötü.
İşte bu ortamı gören eleman da bir zaman makinesiyle geliyor
buraya önce yerüstü insanlarını sonra da yeraltı insanlarını tanıyor ve
diyor ki ortada bir yol var.Ne miydi bu yol? İnsaf yani, 0-1 lerle
çalışmıyor bu beyin de. Unutmuşum okadarını...
İşte nerde bir seçkin cemiyet ve mafya-çete ilişkisi görsem bu hikaye gelir aklıma.
2 ay önce
NEDEN BAŞLIK OLUŞTURAMIYORUM
YanıtlaSilToplumsal post modern bir anlatım dersem daha havalı oluyor.
Silo ne ki? yenir mi?
SilEnteller entel olduklarını göstermek için kimsenin anlamadığı şekilde konuşurlar ya,öyle bir şey,ama yenmez,bulantı yapabilir
YanıtlaSilben almayayım o zaman, reflüm var galiba benim
Sil