bir bilge bir falcıdır

bir bilge bir falcıdır
Bir Bilge Bir Falcıdır

9 Şubat 2012 Perşembe

...

      Hissederdi bazen, onun için ıslandığını, bir el sıkışmanın  ikinci tekil kişisi ya da Onlar öyle sanırdı. Çoğunlukla soğuktular. Bir gün tanımadıkları yaşlı bir kadın iki elinin arasına alıp  ısıttığında ve sorduğunda  "niye böyle soğuk" diye acıyarak, o zaman hissettiler bunu en çok, ama ısınmıştılar da.Biri diğerine dokunduğunda ürperirdi ikisi de. Dokunmak istemezdiler başka bir ele, yabancı gibiyken birbirine  aynı bedende.
       Bir sürü çizgi vardı içlerinde ve yuvarlak parmak uçları...En büyük işleri yapan en küçük şeylerdi ait oldukları sistemde... Bazen başına buyruk halde olmadık şeyler yapardılar. Yazamayı çizmeyi çok çabuk öğrenmiştiler ama yine de patates baskısı yapmak çok zordu minicik oldukları zamanlarda. Kendileri boyasa olmaz mıydı? Hem daha güzel yapamaz mıydılar ? Herşey öğretilmişti zaten. Mesela ağaçlar yeşil olacaktı, dere mavi, güneş sarı olacaktı. Oysa ne dere maviydi, ne ağaçlar yeşil. Onlar da gözlerin yalancısıydı. Duyduklarına göre nezaman güneşe baksalar kamaşırlarmış, ince ince olup öyle bakarlarmış. O zaman da bi sürü renk görürlermiş.Hem illa gördüğünü mü yapmalıydı? Yeşil bulut yapsa olmazmıydı? Ne kadar da şanslıydılar gözler. Onlar çoğunlukla zor işler yapıyorlardı. Bilmiyorlardı ki o gözler renklerden fazlasını görüyordu.
      Okul sıralarında kurşun kalemle kirlenmek değildi yaşadıkları sadece. Haketmedikleri halde ürpererek beklemişlerdi de o acımasız cetveli. Onların suçu yoktu ama diğerlerinin de yoktu. Sadece sıranın kendilerine gelmelerini bekliyorlardı yumuk yumuk çaresizce. Kimdi suçlu? "Beyin" diye düşündüler. "Herşey onun yüzünden zaten" derlerdi hep. Öbür ellere ait bir Beyin'in bilemediği bir soru içindi tüm korku. Aynı cetveli tutan da eldi. Nasıl olurdu bu?
       Yetenekliydiler  ama başka yetenekler de kazanmak istiyorlardı. Piyano çalmak belki arp... Bazen öyle alışırdılar ki bir şeyi yapmaya bazen inadına yapmazlardı ya da yanlış yaparlardı. Çoğunlukla çekinirlerdi yeni bir şey yapmaktan.
        Soldaki kıskandı durdu sağdakini. Neden en güzel şeyleri o yapıyordu? Aynı şans ona verilseydi o da yapamaz mıydı bunları? Bazen denemeye çalışırdı bir kalemle.Kargacık burgacık bir şeyler çıkardı ortaya. Ama ona öğretmemişlerdi. Öğrenen sol eller olduğunu biliyordu. En çok birlikte yaptıkları işleri severdi O.

        Bazen bir mektubu titreyerek açardılar. Ve saçlar... ne çok severdiler onlara dokunmayı. Ha bir de minik elleri severdiler; eller büyüdükten sonra sevimsizleşiyordular. Keşke biz de büyümeseydik diyip durdular hep sonucu pişmanlık olan şeyler yaptıklarında. Bu kadar yükü kaldırmak onlar için bile zordu.

2 hafta önce

6 yorum:

  1. Hala konusuyla beni en etkileyen yazın bu. Sen sevmesende ben bayılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kim demiş sevmiyorum? seviyorum bu yazıyı, sevmesem niye yazıyım ki,ama bu, yazının hatalarını görmeme mani değil.Ama bir kısmını düzelttim hataların şimdi daha okunası oldu

      Ama hala başlık bulamadım bulan ya da görenlerin dikkatine...

      Sil
  2. Derler ki insanın yaşını gizleyemdiği iki yer varmış,boyun ve eller.Milere katılıyorum,çok etkilenmiştim ilk okuduğumda.

    YanıtlaSil
  3. Beni aşağılamıştı resmen beğendim diye. İnadına daha da beğenmiştim. Şimdi inatsız daha da beğendim.

    YanıtlaSil
  4. kimmm? bilge mi? yapmaz o öyle şey kefilim ben yapmaz. heralde yapmamıştır yani. yapmış mıdır? yapabilir de aslında dengesiz işte neyse...

    hala başlık yok geliyorum gidiyorum yazıya başlık bulamıyorum.sinir oldum üç nokta bağımlılığımı da bıraktıydım üstelik.efkardan yine başlayasım geldi. puuff!

    YanıtlaSil