bir bilge bir falcıdır

bir bilge bir falcıdır
Bir Bilge Bir Falcıdır

10 Nisan 2012 Salı

KABLOLU DELİ


(bir deli, bir hikaye)
       
       İlk duyduğumda komik gelmişti. Kendisiyle tanıştığımda "bir isim bir insana bu kadar mı yakışır" dedim. Bir deli olsun ama kabloları olan bir deli... Etten kemikten olsun ama kablolarla bağlansın bir kaynağa. Hangi kaynak yaşatabilirdi böyle bir yaratığı?
       Bize benziyordu aslında, beslenme ve dışkılama şekli bizim gibiydi. Yine de bizim gibi değildi tümden. Peki ya bu kablolara nasıl katlanıyordu, koparsa onları ve koşsa yorulana kadar diye düşledim. Abuk subuk bir şeyler söylerdi arada, gülerdik. Bazen onun gibi düşünmeye çalışırdım başaramayacağımı bile bile. Zaten yakışmazdı da o varken bana o haller. Daha fazla kalmak isterdim yanında, kolumdan tutup dışarıya atardı. Yarım saatten fazla kalamazdım yanında. Gizlediği bir şeyler vardı ya da utandığı ya da bana öyle gelirdi. Bir deli utanabilir mi? Gerçekten deli ise neden utanıyordu? Kablolardandır dedim, "koparsa" dedim "koşsa yorulana kadar".
      Bir gün denemek istedim, ben cesaret verirsem yapardı belki. Yanına yaklaştım önce gülümsedim. Gülümsediğimde sakinleşirdi. Güvenir ve başka yerlere bakardı. Yine öyle yaptı. Penceresinden görebildiği bir ağaç vardı, bir meyve ağacı...Ona baktı, gözlerini döndürüp başını ritimsiz hareketlerle sallayarak. Fırsat kolluyorken, "tam zamanı " dedim, yanımda getirdiğim keskin makası çıkardım çantamdan.Hala ağaca bakıyordu. Usulca arkasına geçtim görmesin diye .Bir tane kessem bu günlük ...her gün bir tane kesseydim fark ettirmeden. Kabloyu tuttum, makası açarken ses yaptı. Önce kabloyu tuttuğum elime sonra bana baktı kan çanağı gözleriyle, öfkeden kudurmuş bir halde. Yüzündeki bütün damarları görebiliyordum. Korktuğumu fark edince kabloyu boynuma doladı. Nefes alamıyordum, hiç bir şey yapamadan, öylece dondum, "bu son" dedim içimden. Her saniye kablo daha fazla geriliyordu. Bense felç olmuş bedenimi hissetmeye çalışıyordum. Makası, elimde olduğunu gördüğümde fark edebildim, her yerim uyuşmuştu. Onu öldürseydim kurtulabilirdim ancak. Hala kablolardan birini kesebilir miyim diye düşünüyorken makas elimden yere düştü. İşte sona gelmiştim, gözlerimi kapattım, boğazıma sarılan kablonun izin verdiği kadar nefesi içime çektim ve uğuldayan beynimden hızla geçen düşüncelerin içinde kayboldum.

     Gözlerimi açtığımda, aynı yerine oturmuş aynı ağacı izliyordu. Öksürdüm,  masadaki  bir zamandır değişmemiş ve tozlanmış sudan bardağa biraz doldurup içtim. Yanına yaklaştım, elimi saçlarında gezdirdim.  Elimi tuttu, elime  baktı, itercesine bıraktı. Kalktı kolumdan tutup dışarı attı beni yine. Elim boğazımdaki kırmızılığı kaparken  "yine geleceğim" dedim. Yine gelecektim, yine deneyecektim.







3 yorum:

  1. O dediğinden bende de var bir tane, bende merak ediyorum bundan nasıl kurtulur diye ama sanırım onun yerini alacak yeni bir şey olmadan kurtulamayacağım,bir tür bağımlılık yaptı çünkü.

    YanıtlaSil
  2. Harikaymış , anlatım çok iyi
    göz kırptım ama sen görmedin):

    YanıtlaSil