bir bilge bir falcıdır

bir bilge bir falcıdır
Bir Bilge Bir Falcıdır

29 Eylül 2014 Pazartesi

BİR TRAJEDİ:SEREN SERENGİL RÖFLESİ

Önceki blogumun bir devamı olarak düşünebiliriz bunu da aslında... Uzun zaman önce, anlattım mı bilmiyorum, saçlarımdaki beyazlardan dem vurmuştum.. Beyazlar işte aldı başını gidiyordu. Bakanlara işkence edecek kadar çoğalmışlardı... Herkes bilir bunu, erkekleri çekici yapan beyazlar kadınlarda tam ters etki gösterir.. Bana hava hoş beyaz saçlı kadınları da çekici bulmuşluğum vardır. Toplumsal çoğunluk benim gibi düşünmüyor yazık ki... Bunlardan biri de B idi. "Yeter bilge, saçların berbat görünüyor, zaten tipsizsin hepten kazulet bir şeye benzedin beyazlarla" demedi elbet, demez de öyle hesapçı kitapçıdır ki hiçbir insanı ziyan etmez, koyar kenara zamanı gelince değerlendirir, tam çağımızın insanıdır. "Bilge ya bir değişiklik yap artık... çok sıkıldım  saç rengini değiştir bari" dedi ama ben öbürkünü demek istediğini şıp diye anladım.. Anlarım, gözlerine bakıp anlarım,dünyanın en profesyonel yalancısı olsa da anlarım bu da benim yeteneğim işte...
   Peki dedim ... Bir şartla, çok kabiliyetli bir kuaför istiyorum ukala da olmasın..İstediğim o küllü tonu tuttursun dedim.Tamam dediler bir kaç kişi seferber oldu bu konuda şehrin en iyi kuaförüne yönlendirdiler beni...randevu aldık gittik. İçeri girdim ki bana kuaför diye tanıttıkları şahıs, halde kabzımal olsa yeriydi. beklemediğim bir durumdu bu. Biraz güvenim sarsıldı kapıya baktım. her zamanki gibi hangisi çıkış kapısı bilemedim  neyse geldik bir kere artık. "Hem yakışıyor mu sana insanları dış görünüşlerine göre yargılamak gruplara ayırmak!" İnsanlar Benicio Del Toro ve diğerleri olmak üzere ikiye ayrılmaz mıydı zaten? Gerçi onu bile eskisi kadar çekici bulmuyorum, aseksüellik yolunda emin adımlarla ilerliyorum.

 İstediğim saçı gösterdim aha da bunun az koyusu dedim...




  Peki  tam böyle yapamasak da benzer ve çok güzel bir şeyler yapabilirim gibisinden bir şeyler dedi baya bir konuştuk röfleydi gölgeydi vs vs. Meğer ne çok kuaför terimleri biliyormuşum B de yanımda, pek de keyifli... Neyse başladı bu, saç rengi açıldı.  ben kumralım ve en son çocukken bu kadar açık renkti saçlarım...
Ama gariplik vardı çok açık bir renk olmuştu. kuaför "koyulaşcak o bir işlem daha uygulanacak" diyip rahat bir şekilde devam ediyor bende tarif edilemez bir sıkıntı. ya röfle gibi olursa diye korkuyorum...
neyse ki oldu ve rahatladım korkulacak tek şey korkunun kendisi derler ya bi boşaldı içim sonrası öfke işte...
ben yukardaki saçı beklerken saçım aha da buna benzer bir şey oldu









Röfleden nefret ederdim, kafamın içi zıtlıklarla doluyken dışını da buna benzetmenin haceti var mı? Bunlar beni rahatlatacak şeyler söyleye dursun ben saçımı nasıl koyulaştırırım derdindeyim... Kendimi seren serengil iticiliğinde hissetmenin sıkıntısını ise tarif edemiyorum hala... Yüzüm de jennifer gülücüğünden seren'in surat asışına evrildi.

Meğer daha kötüsü de varmış...Önceleri (beyazlarım varken) daha çok kadınların ilgisi ve bakışlarına tabiyken artık bir şeyler değişmişti...ve erkekler daha çok bakıyordu, benim fark edebileceğim kadar hem de(çoğunlukla dalgınım çünkü) ve ben saçlarımın platin rengi olduğunu bile çıkarsayamıyorum..O kadar güvenmişim ki şehrin en iyi kuaförüne...Aslında bu siktiğimin herifi bildiğin röfle fabrikasından farksızmışşşşşşşşş! ... Gittim koyulaştır bunu dedim... O da 2 ton koyulaştırdı. of nasıl beğendim, nasıl beğendim "işte bu" dediğim şey de tamamen ışıklandırmanın etkisiyle bir yanılsamaymış...Gün ışığında platinler nerdeyse gri oldu bazı yerler dore ...Yani yine başa dönmüştüm.Bu griliğin beyazlarımdan farkı neydi? Benim beyazlarımın günahı neydi?...İnsanın parasıyla rezil olması böyle bişey olsa gerek. Hem ben sıradan bir insanım, anjelina jolie de gri yapmıştı ama o bir star, ne olsa gider. Jennifer a da ayıp oldu şimdi, angelina falan girdim olaya...

Grilikler yıkadıkça aktı gibi ... "Çingenlere benziyorsun" dediğim platin saçlı Ç' ye ne büyük haksızlık ettiğimi farkettim, etme bulma dünyası işte, her aynaya bakışta olmadık şeyler söylüyorum kendime... Mesela "bu tipsiz kokoş karı da kim?" gibi... B'ye paso sövüyorum zaten. Bir de şehrin en iyi kuaförü var ki onu da faşist bıyıklılarımın arasına katıverdim... Sabırla saçlarımın uzamasını bekliyorum... Bana kalsa boya alıp hallederim işi ya beterin beteri olur diye korkuyorum... Şu sıra daha fazlasını kaldıramaz bünyem. Zaten engel oluyorlar, onlar beğendi ya gerisi önemli mi? Beyazlarım yok artık, daha ne diyebilirim ki?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder