bir bilge bir falcıdır

bir bilge bir falcıdır
Bir Bilge Bir Falcıdır

10 Ağustos 2013 Cumartesi

DEVLET VE SANAT


 
      Sanatın Devletteki yeri nedir?
   Aslında konuya  yakın bir zamanda gerçekleşen bir olayı aktararak giriş yapmak istiyorum. Yıl: 2008, Yer: İtalya; Olay: Chigi sarayındaki Giambattista Tiepolo'ya ait "Mabette Açılan Hakikat" adlı tablodaki üstsüz kadının üstüne hafif bir kumaş giydirilerek değiştirilmesi.Tayyip in kankası Berlusconi yi tanımayanınız var mı? Yoktur bence, sözün kısası olay bu şahsın tercihiyle gerçekleşiyor. Tekrar ediyorum Yıl:2008. Ülke AB üyesi bir ülke. Bu nedenle bizdeki müstehcen heykel olaylarına hiç girmiyorum.
    Bu sanatın ahlaka uygunsuzluğunu denetleme yollarından biridir: Eserleri giydirmek, en eski örneklerinden biri yine İtalya'da  yıl 1674,  Masaccio’nun ‘Cennetten kovulan Adem ve Havva’sına asma yaprağı giydirilmesidir. İncir yaprağı daha hoş dururdu diyenler bence bu blogda vaktini boşuna harcamasın şimdiden gidip orgazm taklidi yapan pop ikonlarını seyrededursun. Hıhı... evet, aynı modern devletler için onların pek bir sakıncası olmuyor. Nerden mi biliyorum? Kitlesel sanat üretimi yapanlar genellikle iktidarla bal-kaymaktır.bknz.Serdar Ordaç. "Yine mi serdar?" diyenlerimize "Evet yine Serdar, hep Serdar daima Serdar"
    Sanattaki ahlakı koruma sansürleri sadece italyada olmuyor tabiki bir çok ülkede yaşanıyor bunlar ama bana en ilginç gelenine bakın hele: Amedeo Modigliani’nin tabloları Paris’te bir galeride duvardan indirildi. Tablolar nü idi evet.Ama sebep nü olması değil nüde kıllar olmasıymış. Ah Frida! sen kendini bıyıkla resmederken iyiki seni es geçmişler.
    Ahlaki koruma projelerinden sadece görsel sanatlar nasiplenmedi elbette...James Joyce’un Ulysses romanı da aldı nasibini, Flaubert’in  Madame Bovary'si de...Ve daha niceleri... Lise ders kitaplarında Cahit Külebi nin en sevdiğim şiiri "Hikaye" , Edip Cansever'in  “Masa da Masaymış Ha” şiirleri sansürlenerek verilmesi
    Aslında varya bunun böyle olacağı ta ilk çağlardan belliydi..Kimlerin eseleri yakılmadı kimlerin; Euripides’in Aristophanes in... Hele İskenderiye Kütüphanesi'nin yok edilmesi insanlığın en büyük ayıbıdır olmasına da hala Aydınlanamadık, Rönesans hikaye...
    Devlet ve sanat söz konusu olunca sadece ahlaka uygunluk bu sanat eserlerinin meşruluğu için yeterli değil bildiğimiz gibi...Eserin ya da eser sahibinin ideolojik görüşü de uygunluk açısından belirleyicidir. Bazılarımıza komik gelmiştir bu "uygunluk".  Sanatçıların devlet memuru olabildiği bir ülkede aslında sorgulanması gereken o kadar çok şey var ki bu konuda. Böylelikle "Sanat sanat için midir?" "Sanat halk için midir?" Sorularına "Hayır" diyoruz. Çünkü  "Sanat aslında devlet içindir" cevabı manzaraya daha uygun düşüyor. Tarihteki bazı olaylara baktığımızda ben başka bir yere varamıyorum açıkcası...
    İdeoloji ayırt etmeksizin Sanatı ve sanatçıyı koruyan "Devlet" neler yapmış tarihte bir gezintiye çıkalım.
Yer Rusya, tahmin edeceğimiz gibi çişe gitmenin dahi denetlendiği Stalin'in  totaliter Rusya'sı. İçim daraldı aslında, Tarkovski gibi bir yönetmenin yasaklanmasını düşünmek içimi daraltıyor her seferinde. Sergei Eisenstein, Sergey Paracanov da var. Anna Ahmatova, Pasternak (Doktor Jivago yasaklandı ve nobel i alaması engellendi) Nabukov ve Soljenitzin  gibi yazarlar Shostokovich gibi müzisyenler hep yargılananlar arasındadır. Onlar fişlene dursun, Stalin rejimi resmi yazarları ona övgü şiirleri yazarak, rejimi destekleyici eserler vererek takdir kazanmışlardır. Stalinden sonra değiştimi sanki! Nerdeee... Bakın bu çok ilginç 1962'de "İvan denisoviç'in Yaşamında Bir Gün" ile "gel seni bağrıma basayım" diyenler "Matryonin dvor" ve "Dlya polzı dela" adlı öyküleri görünce "yıkıl karşımdan" diyor Soljenitzin'e...Aynı kara yazgının daha gülünç şekli John Ford'un Gazap Üzümleri filminin başına da gelmiştir. Film Sovyetler'de yasaklanırken ABD'de de komünizm yanlısı diye hakkında soruşturma açılmıştır
    Efenim komünizm zaten böyle yasakçı diyenleri duyar gibiyim. Hemen Liberalizmin baş kalesine geçiyoruz, ABD'ye....Rusya çalışır da o boş durur mu? Hemen hemen aynı yıllarda gerçekleşen av partileri için seçilen sosyalizm sempatizanı yazarlar, yönetmenler, oyuncular  gibi kurbanların, sanıyorum iç çamaşırlarına varana FBI'da kaydı tutuluyordu. Aralarında Charlie Chaplin, Ernest Hemingway, John Steinbeck, Tennessee Williams da olan bir sürü kişi fişlenmiştir. Gördüğümüz gibi Devletin Sosyalisti Kapitalisti olmaz. Devlet Devlettir!
    Hitler, Mussolini ve Franco' yu anlatmama gerek var mı? Ya israil in yakın zamanda Gazze'de yazı makinesi ve faks kullanımını yasaklamasını, Kitap sergisini bombalaması? Hepsi bir yana da hatırlayınca öyle kalakaldığım bir olay: Victor Jara'nın Şili ulusal stadyumunda işkence görmesi ve sonunda öldürülmesidir. Bunlar olurken o gitarıyla şarkı söylemeye çalışmaktadır.
    Ah Nazım ah!  sen de bu listedesin, yıllarını vatan hasretiyle geçiren sen...
    İngiltere'de garibim Bertrand Russel savaş karşıtı aktiviteleriyle bir kaç kez tutuklanmıştır. Nobel de almıştır. Zaten böyle bir yazıda örnekler direk nobel ödüllü sanatçılar listesinden de seçilebilirdi. 2012  Nobel edebiyat ödüllü,  “Evet doğru, sansür saçmalık ama, gereklidir” diyen iktidar yanlısı Mo Yan istisnalar arasında yer alaraktan normalde Nobel ödülü  ile ödülü alan kişinin bulunduğu ülkenin rejimine veya  iktidarına karşı harekette bulunması arasında sıkı bir bağ vardır. İnceleyin göreceksiniz. Esasında Franko'yu, çıkardığı idam hükümleri için tebrik eden Dali gibi sanatçılar varken Mo Yan'ın lafı bile olmaz. Faşizan eğilimleri onu kötü bir sanatçı yapmaz tabi. Gördüğümüz gibi Dali yi sevmesem de bir çok eserini beğenirim tıpkı Wagner gibi..
    Ve keşke bu kadar olsaydılar ...
    Yaratma sürecinde yasaklamanın ve baskının olumlu etkileri olduğunu düşünüyorum lakin "yapma!" komutlarıyla büyüyüp, yapamama-edememe hastalığına düşmüş bir nesilde bu etkilerin görünebilmesi çok zordur
    Sanat ilham işidir, sınırlanamaz.Sınırlanırsa sanat olmaz. Ama Devlet'in sınırları vardır. Başlarken sormuştum ya "Sanatın Devletteki yeri nedir?" diye... Sanırım bir köle, en iyi ihtimalle bir besleme... Bir köle ne yapabilir? Sıradanlığı aşabilir mi?
   Sanatın ve sanatçının tarafsız olmasını asla savunmadım ama herkesten daha özgür olması gerekir diye çok düşündüm...
    Son olarak bir film tavsiye edip bitiriyorum blogu: Fahrenheit 45

2 yorum:

  1. Uzun bir yaz oldu evimden uzakta yaşadığım, düzenli giremediğim için net`e yorum yazım biraz gecikti.
    Bilge yazdıklarına katılmamam mümkün değil, film önerini de dikkate aldım. Hatta bu gün izleyeceğim. Yazmadan yaşayabilirim ama okumadan çok zor,yazmadığım süre içinde çok güzel okudum. Ayrıca kitap önerilerine de her zaman açığım. Sevgilerimle:)))

    YanıtlaSil
  2. Yine sen gelmişsin ben gitmişim...
    Ne yalan söyleyim... gözüm seni aramadı değil... Fransa dan sonra nere gitti bu hatun yine dedim :)
    Aslında bu ara ben de kitaplara ve bitkilerime verdim kendimi biraz da doğa yürüyüşleri falan.Uzunca aralar verecem gibi bloga. Son cümlelerine ortak odum bilesin

    YanıtlaSil