bir bilge bir falcıdır

bir bilge bir falcıdır
Bir Bilge Bir Falcıdır

22 Mart 2013 Cuma

KOMŞULARIM

       Öyle derin hülyalara dalmış iken, dikkate şayan ,acaip eski komşularım bizatihi düştüler aklıma bedaheten. Komşuperver biri olmasam da Valide Hanım'ın dürtmeleriyle adabımuaşeret ile hareket edip gönlünü mest eder idim.Mamafih densizliklerinden bizar olduğum vakit  feveran ederek "ekime kadar" der uzaklaşır idim bilcümlesinden, odama çekilir gahi ajansı açar gahi haftalık mecmuaları okur idim.
       Fitraten dedikoducu değilim lakin içimi dökerek aklıma bir daha gelmesin istiyorum o cinli hatun.Cinli derler zat-muhtereme ki hakşinas biri olan ben dahi hak verir oldum münasebetlerim neticesinde bunu diyen fesat ehline .Yeni taşınmıştı mahalleye.Mahalle eşrafı da söz birliği edercesine ecnebi mekteplerindeki sabi sübyan gibi "Biz yenileri istemeyükk!" deyü  pek bir mesafeli yaklaşır idiler yenilere. Cinli Hatun'a dönersek;  delici bakışları pek bir rahatsız ederdi. Gözlerini diker öyle bir bakardı ki, hakeza ben de bakardım da o dudağının kenarındaki T.Coşkun gülümsemesi olmasa idi. Bir sübyancı gibi , olmadı "akşam napıyon gel bir şşeyler içelim" der gibi nazar ederdi.60 yaşlarında, dışarıdan mazbut görünen bu hatun bir gün namüsait bir vakitte kapıda zuhur etti. "Oturmaya geldim" diyerek,  "noluyor lan" dememe  kalmadan, yanımdan süzülüp sofayı da geçip kapısı açık ilk odaya dalıverdi. Evde birbaşınayım, mecburen yanına gidip oturuverdim. Eli işte gözü bende dakikalarca oturduk.Konuşmuyor, bana bakıyor, bir yandan örgüsünü örüyor.Kendisinin cinli olduğu da hatırıma geldiğinde iyiden iyiye vesveselerimde gark oldum. Öyle bir daralma ki "cinlerini de al git artık" deyü isyan edesim geldi idi.O günden sonra dışarıya çıkmadan evvel pencereden sık sık yoklar oldum etrafı, zatıali ile ile karşılaşmayalım deyu.

      Deli Fatıma Hanım; Kendisiyle tanışıklığımız baya eskiye dayanır. Bir adem ki, renkli cemaat mecmuaları gibi pek tantanalı. Muhatabı olmamak yeğdir aksi halde kendinizi bir vukuat silsilesinde bulursunuz mazallah.Gelin görün ki ben bu fecaat içine bililtizam düşmüş bulundum. Bu fesat kumkuması artık her gün bizde, kapıdan kovsan bacadan girer olmuştu.Onun içündür ki insanda biraz gurur olacak derim hep. Bir gün, hangi akla hizmetle kendisine söz verdiysem artık kendimi bu hanımefendi ile alışverişe giderken buldum. Kadın değil bildiğin çengicibaşı. İşlek bir caddenin ortasında sen tut gayrimünasip halde bağır çağır konuşmaya başla, üstüne pasajdan gelen musiki eşliğinde gerdan da kırmaz mı? Bunları gördüğümde bir hışımla kendisine nazar atışıma karşılık Deli Fatıma Hanım fütursuzca hareketlerine devam edip ve hatta bilmem neresine takmadan  raks etmiştir. Komşu komşunun külüne muhtaç derler ancak bazen bu muhtaçlığı gidermek içün o komşuyu yakmak lazım gelir b(tık tık tık!dağlara taşlara)Uzak olsun iyi olsun.Uzunca bir süre oldu görüşmeyeli lakin aldığım haberlere göre afiyetteymiş zat-ı muhterem.
 
     Merhumların ruhlarıni rahatsız etmek var işin ucunda amma velakin bu komşu muhabbetinin evvveliyatını anlatmadan ,yani sabi sübyan zamanlarımdan kalma komşularıma değinmeden olmaz. O vakit küçük bir nahiyede geçen çocukluğuma uğrayıp Selahattin Bey ve Havva Hanımı tanıyalım. Selahattin bey sıklıkla zevcesiyle birlikte bahçeli evinin balkonunda türk kahvesi eşliğinde keyif eder idi. Havva hanım köpüklü kahveleri bitince fincanları kapatır, onu bunu çekiştirmeye başlar idi. Sıra fal bakmaya geldiğinde "Selahaattiiiiiin!" diye bir bağrışı vardı ki evlere şenlik. Selahattin Bey binbir tilkinin döndüğü kafasını endişe ile hoplayarak zevcesine döndürdüğünde  kendisinden aldığı cevap "falında huhurek* çıktı" olduğunda eline ne geçerse (terlik vs.), diline ne gelirse(senin ecdadını gelmişini geçmişini bipp vs), enine boyuna kocaman cüssesiyle zelzele etkisi yaratarak eve doğru koşan Havva Hanım a sallayıverirdi. Muhteremler Lorel ve Hardy nin evli bir çiftte husule gelmiş halleri gibiydi. Kendileri Abhaz olsalar da bir mahdumları vardı ki safi abaza. Yeni yetme kızların asri olmak içün; sokağın sonunu görünce başlarındaki örtüleri çıkardıkları, okul eteklerini kıvırdıkları, yanlarında kimse olmadan çarşı pazara çıkamadıkları, gençlerin köşe bucak saklanıp tütün, hamr içip, enfiye çektikleri(bunu yapmıyor olabilirdiler,abartmış olabilirim) bir istibdata tabiyken, Hasan Bey'deki bu abazan halet-i ruhiyeyi kınamamak lazım gelir haliyle.O zamanlarda dahi maytap geçilecek  evla bir husus idi zatıalim  içün.

    HacıAnne hanımefendi vardır ki elinden tespih dilinden Allah kelamı düşmez.Zamanında çok çektirmiş millete, yaşlanınca Hacca gitmiş, ununu eleyip eleğini asmış bir muhterem.Vakti zamanında mahbubunu varlıklı bir hanımla evlendirip malı mülkü, hanı hamamı üzerlerine geçirip hanımı kapı dışarı etmiş deyu duyduğum Hacıanne hanımefendi bir "bre zındıklar, peynamazlar" havası tutturur idi herdaim. Bir gün gene Valide Hanımla sohbet ederlerken, bu zatı muhterem yeni yazı mekteplerine atıp tutuyor idi Valide Hanım da  kalp kırmamak içün duymazdan gelip konu değişip "Mahdumunuz Hafız Efendi faiz parası yiyormuş diyorlar" deyivermiş. Artık nasıl oturttuysa lafı Hacıanne Hanımefendi bir susuş pir susuş.

     Efenime söyleyeyim bir de Ozan Yavuz Beyefendi var ki bilcümlesinden ayrıdır. Bir şiir sanatı erbabı olarak, dahası ölçülü halk şiiri yazması ile dikkate şayan bir zat olmuştur bende.Nerde görse halimi hatrımı sorar  bazen "be adam bu kadarı da fazla değil mi yahu" dedirtecek kıvama getirir idi insanı.Zevcesi de zatıali gibi zarif ve naif idi. Tek bir kusuru var idi, serbest şiiri şiirden saymaz idi. Tek münakaşaya düştüğümüz konu bu idi.Olsun, şiiri "ben sevdim eller aldı,ellerin ...." gibi cümlelerden ibaret gören bir nesil içinde o kadarı kadı kızında da olur deyü görmezden gelirdim.
    

    Velhasılıkelam ademiyat kendi tuhaflıklarını görmez. Tencere dibin kara seninki benden kara. Gördüğümüz üzre bilaistisna  hepsine gönderdik biz.

     Blogumu Ozanzade Yavuz Efendi'nin manzumelerinden biri ile kapatayım dedim, bana bahşettiği manzumelerinin yazılı olduğu defteri tüm arayıp taramalarıma rağmen bulamadım.  Bir musiki ile sona erdirelim blogumuzu o vakit.


http://www.youtube.com/watch?v=huZ5Q49fL3s


*Huhurek: Baykuş(Zannımca yansıma kökenli yerel kullanımda olan bir kelimedir lakin tdk da bulamadım)
  Falda baykuş görülmesi ölüme delalet eder.
       
     

2 yorum:

  1. Çok kıskandım, ne ilginç komşuların varmış;Şahsına münhasır dedikleri tipten.
    Çok beğendim:)))
    Bu arada benim dün gidip sözlük aldığımı ( nihayet) Bilge`ye cinleri haber mi verdi diye aklımdan geçirdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim:)))

    YanıtlaSil